Müverrihûn Mikâil Bayram

Tarihçiliği ve Tarih Anlayışı

I.TARİH ANLAYIŞI

Bu bölümde Anadolu Selçuklu Devrinin, fikrî, siyasî, sosyal; ekonomik vs. bir çok husustaki meseleler üzerine önemli tespitlerde bulunan, aynı zamanda İslam Tarihi ile ilgilenen ve bu konuda da çalışan Mikâil Bayram'n, tarihçi olarak bilimsel kişiliği üzerinde durulacaktır.

1.  Tarih'in Tanımı

Mikâil Bayram tarih ilminde umulan faydanın sağlanabilmesi için bu ilmin gereği gibi anlaşılması gerektiğini bunun için de tarihin doğru bir tanımının yapılmasını lüzumlu kıldığını belirtmektedir.[1]

Mikâil Bayram'a göre tarih; sadece geçmiş dönemde meydana gelen bütün olayları yer ve zaman göstererek anlatan bir bilim dalı değildir. Zira bu tanımda eksiklik vardır. Tarih: Geçmişin de geleceğin de halin yani bugünün de ilmidir. Çünkü geçmişte cereyan eden olayları inceleyen tarih ilmi, hale nasıl geldiğimizi de anlatır.[2]

Mikâil Bayram, tarih ilminin en önemli yanını milletlerin geçmişteki tecrübelerini tespit etmek ve bu tecrübeleri aktarmak olduğunu; tarihin bu yönü ile milletleri ve toplumları tanıma ve nasıl olduğunu bilme ilmi olarak da tanımlamaktadır.[3]

Mikaîl Bayram tarihi belli bir düşünce sistemine sahip olan tarihçinin elindeki tarihi malzemeleri, bilgi ve belgeleri kültürel kalıplara göre değerlendirmesi olarak görmektedir.

2.  Tarihçinin Görevleri

Mikâil Bayram'a göre tarihçinin yapması gereken ilk görevler: anekdotlar halinde devşirdiği çeşitli olayları tasnif etmek, aralarında ilgi kurmak; yanlış nakilleri ve olayların yerlerini belirlemek, zaman içerisinde akışını takip etmektir. Mikâil Bayram tarihçinin, kaynakları ne kadar iyi tanır, eleştirir ve onlardan ne kadar usulüne uygun bir biçimde istifade eder; olaylar hakkında ne kadar çok malumat elde ederse o ölçüde daha sağlıklı neticeler elde edilebileceği düşüncesindedir.[4] Mikâil Bayram'a göre tarihçi geçmişi ne kadar sıhhatli, şümullü öğrenirse incelemekte olduğu toplumu ve milleti de o nispette sıhhatli ve iyi tanıma imkânı elde eder. Toplumlara sağlıklı bir gelecek hazırlamanın, emin bir istikamet vermenin, yanlış gidişleri sezip tedbir almanın tarihçinin görevi olduğunu ifade etmektedir.[5]

Mikâil Bayram, tarihin diğer ilimlerle ilgisi olduğundan hareketle tarihçinin bu ilimlerden yararlanması gerektiğini belirtmektedir[6]

Mikail Bayram, tarihçinin yapmaması gerekenleri; incelediği konuda kaynak yetersizliği veya kaynaklardan usulüne göre yararlanamama, şahsî davranma,, menfaat ve kin gütme, ekonomik çıkar duyguları ile ilmîlikten uzaklaşma olarak sıralamaktadır.[7]

3.  Tarihçinin Kaynakları

Mikâil Bayram, tarihi yalnızca tarihe dair eserlerin satır aralarında aramamak gerektiğini; tarihçi için bir dönemde yazılan her türlü eserin o devrin kültürü ve medeniyeti için vazgeçilmez kaynakları olduğunu düşünmektedir.[8]

4.  Tarihin Obfektifliği

Mikâil Bayram, tarihçinin belli bir fikriyatın mensubu olarak, sahip olduğu fikriyata hizmet etmesi onu yayması (kabul ettirmesi) faaliyetlerini kabul etmekle birlikte tarihçinin tarafsız olamayacağı kanaatindedir. İnsanın ideolojik bir canlı olması sebebiyle mensubu olduğu inancın kalıplarına sığma durumu tarihi sübjektifleştirmiştir.[9]

II. TARİH METODU

Mikâil Bayram kırk yılı aşkın süre tarih ilmine hizmet vermiş bir ilim adamı olarak tarihe belli bir metodla yaklaşmakta ve çalışmalarını bu metodla ortaya koymaktadır. Tarih bütünlük arz ettiğinden olayların sosyal siyasal vs. yönden birbirine olan parelelliğini Mikâil Bayram'ın eserlerinde görmemiz mümkündür. Olayları bağlantılı olarak değerlendirmesine müşahhas örnek olarak Mesnevi'yi incelemesini gösterebiliriz. Mikâil Bayram'ın Mesnevî üzerindeki incelemelerinde Mesevî'nin yalnız edebi ve tasavvufi bir boyutu olmayıp; aynı zamanda devrinin siyasî olaylarına bakış açısını dile getiren bir eser olduğunu ortaya koyması ilim dünyasına bambaşka bir bakış açısı ile bakma anlayışını kazandırmıştır. Düzenli ve hacimli bir kütüphanesi olan Mikâil Bayram yüz otuz bini aşkın el yazması eseri incelemiştir. Türkiye'de yazma eserler üzerinde çalışan birkaç isimden biridir. Bu eserlerin incelenmesinde uyguladığı metod çalışmalarını da kolaylaştırmıştır.

1.  Fişleme Metodu

Tarih araştırmacılarının en çok yararlandığı metodolojik yöntem fişleme tekniğidir. Mikâil Bayram da bu usulle çalışmalarını yürütmüştür. Hacimli bir kütüphanesi olan Mikâil Bayram'ın akademik camiada yaşadığı zorluklar sırasında bir ay kadar bu fişlerden bir kısmını sobada yakmış[10] olması aslında O'nun ilimle ne kadar meşgul olduğu; ilme ne kadar fazla mesai harcadığının da bir nevî kanıtıdır.

2.  El Yazması Defterler

Mikâil Bayram'ı el yazması eserlere yönlendiren hocası Necati Lugal Bey'dir. Mikâil Bayram Farsçayı şiir yazabilecek seviyede iyi bilmektedir. Arapçası da bulunan Mikâil Bayram, Türkiye'deki el yazması ihtiva eden bütün kütüphaneleri dolaşmış; hatta yurtdışında da bazı el yazması kütüphaneleri inceleme fırsatı bulmuştur.

Mikâil Bayram için hazırlanan armağan kitapta El Yazma Eserler Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin, Mikâil Bayram'ın çalışma metodu ile ilgili bir yazı kaleme almıştır. Bu yazıdan nakille Mikâil Bayram'ın el yazması çalışmalarını nasıl yürüttüğünü öğrenmemiz mümkündür. Bekir Şahin: "Mikâil Bayram 'ın önceleri bu çalışmalarında fişlere notlar almıştır, ancak daha sonra fişlerle uğraşmayı bırakıp defterler tutmuştur. El yazması esrelerde ilgisini çeken bilgileri notları bu defterine zapt etmiştir. Emekli olduktan sonra bu tarz çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmaların sonrasında Mikâil Bayram 'ın pek çok çalışması ve makalesi bulunmaktadır. Çalışmaları incelendiği zaman büyük ölçüde bu el yazması eserlere dayandığı ve bu eserlerde bulduğu yeni bilgileri makale ve kitaplarına konu yapmıştır. Halen ondan fazla defteri bulunmakta, bu defterler elden geçtiği zaman Mikâil Bayram 'ın ne kadar büyük bir azimle el yazması eserleri incelediği görülür. Mikâil Bayram bu tarz çalışmaları sayesinde bir çok bilimsel gerçekleri ilk kez ortaya koyduğu gibi, tarihi yanlışları da tashih eden çalışmalar yapmıştır. Mikâil Bayram incelediği defterlerin zahriyelerinde bulunan notları defterlerinde kaydetmeyi ihmal etmemiş, bu notların tarihi ve kültürel değeri bulunduğu düşüncesiyle titizlikle not almıştır. Bazen kitap sayfalarında bulduğu orijinal bilgileri de defterine kaydetmiştir." demektedir.[11] 


[1]Bayram, "Tarih ve Tarihçi", İktibas, s.14

[2]M. Kürşad Atalar-Celal Sancar, "Mikâil Bayram ile Ahilik Üzerine", İktibas, S.226, Ekim 1997, s. 13.

    Bayram, agm.,s. 14-15.

[4]Bayram, agm.,s. 14.

[5]Bayram, agm., s. 15.

[6]Bayram, agm.,s. 15.

[7]Bayram, agm.,s .15-17.

[8]Bayram, Türkiye Selçukluları Üzerine Araştırmalar, önsöz kısmı; "Tarih ve Tarihçi",s. 14.

[9]Atalar-Sancar, aynı röportaj, s. 14.

[10]Sefer Solmaz ile yaptığımız mülakatta bu bilgiyi öğrenmiş bulunmaktayız.

[11]Bekir Şahin, "Mikâil Bayram'ın Defterleri", Selçuklu'dan Osmanlı'ya, Prof. Dr Mikail Bayram Armağanı, Kömen yay., Konya 2009. s.379-381.