Müverrihûn Mikâil Bayram

Hayatı

 
1-      SOYU VE AİLESİ
             Prof. Dr. Mikail Bayram’ın soyu Azeri Türklerine dayanmakta olup ataları daha önce İran’ın Hoy şehrinde yaşamaktaydı. Ailesi 1928 yılında Hoy şehrinden göç edip İran sınırındaki Van’ın Saray ilçesine yerleşmişlerdir. Şu anda İran’da yaşayan akrabaları vardır. Annesi Zübeyde Hanım, babası İsmail Bey, dedesi ise İbrahim Bey’dir. Annesi Zübeyde Hanım ev hanımı olup Mikail Bey 13 yaşında iken 1953 yılında vefat etmiştir. Babasının 4 kardeşi vardır. İsmail Bey kardeşlerinin en küçüğü olup bir ara çiftçilik yaptığı halde sonraları Saray İlçesinde Kaymakamlığın odacısı olmuştur. Daha sonra 1937 yılına kadar belediye çavuşluğu yapmıştır. Bu görevinden sonra 1971 yılında emekli oluncaya kadar maliye tahsildarlığını yapmıştır. 1995 yılında da 86 yaşında vefat etmiştir.
      İsmail Bey ilk eşinin vefatı üzerine Bahriye Hanım ile ikinci evliliğini yapmıştır. Mikail Bey, babasının ilk hanımından doğan 5 çocuğun en büyüğü olup 8 tane de üvey kardeşi ile birlikte toplam 13 kardeşlerin en büyüğüdür.
 
2.  HAYATI
 
      a-) Doğumu ve Çocukluk Yılları
      Mikail Bayram 14 Mart 1940 yılında Van’ın Saray İlçesinde hayata gözlerini açmıştır. Annesini erken yaşlarda kaybedince onu kardeşlerinin en büyüğü olması hasebiyle erken yaşlardan itibaren sorumluluk almaya itmiştir. Babasının ikinci evliliğinden doğan 8 kardeş ve daha sonra amcasının vefatı ile onunda çocuklarının aileye katılması sonucu aile bireylerindeki bu artış beraberinde maddi sıkıntıları da getirmiştir. Her ne kadar İsmail Bey’in desteği devam etmişse de çiftçilik yapamamaları sıkıntılarını daha da artırmıştır.
 
     b-) Öğrenim Hayatı
 
1. İlk Ve Ortaöğretim Yılları
            İlkokulu doğduğu ilçede okuyan Mikail Bey, ilkokulu bitirdikten sonra öğrenime 3 yıl ara vermiştir. Bu süre içinde köy işleriyle uğraşmıştır. Bu işlerden fırsat buldukça “Kerem ile Aslı,” “Köroğlu,” “Emrah ile Selvihan,” “Karacaoğlan,” ve  “Şah İsmail” gibi halk hikâyelerini okumuş ya da dinlemiştir. İran’dan ailesinin dostu olan ve Van’ın merkeze bağlı Karagündüz Köyün’ne yerleşen Âşık Mahmud’un oğlu Âşık Davud Telli’den Emrah ile Selvihan, Âşık Davud Telli’nin ezberinde birçok halk hikâyesi ve şiir vardı. Öyle ki, üç dört Nitekim bunları hafızasında tutan hocamız, Âşık Davud Telli’den dinlediği Emrah ile Selvihan hikâyesini bantlara okuyarak Konya-Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi arşivine kazandırmıştır.
            Mikail Bayram çocukluk yılarında, Saray’daki bir gelenek varmış. O da uzun kış geceleri belli evlerde toplanır, eski yazı bilen biri “Kara Davud” “Envarül-Âşıkın” “Ahmediye ” “Muhammediye” gibi kitaplar okur; diğerleri de huşu içinde onu dinlerlermiş. Hatta bazen Farsça bilen biri “Bostan,” “Gülistan,” “Şeh-name” gibi eserleri okuyup orada bulunanlara tercüme edermiş. Küçükken kapı diplerinde yer bulup bu okunanları dinleyen Mikail Bayram, bunları hiçbir zaman unutmamıştır. 
      1943 yılında Haziran ayında hocamızda acı bir anı olarak derin izler bırakan şöyle bir olay meydana gelmiştir. Milli Şef dönemine rastlayan bu yılda Genarel Mustafa Muğlalı, Saray’ın yanı başındaki Sırımlı Köyü’nden 33 kişiyi sınıra götürüp kurşuna dizdirir. Burada öldürülenlerin çocukları kendi arkadaşları olduğundan “Acaba bir gün benim babam da öldürebilir mi?” diye düşünmekten kendini alamamıştır. Çocukluğunda tanık olduğu bu olay, onun hayatı boyunca unutamayacağı acı bir anı olmuştur[1].
        Mikail Bayram,1955-56yıllarında Saray’a 17 km. mesafede bulunan ve Van’ın bir diğer ilçesi olan Özalp’ta ortaokul açılınca buraya kaydolmuştur. Ortaokul ve lisede okuduğu yıllarda fırsat buldukça Saray’da bulunan medreseye de devam etmiştir. Bu medresedeki hocalaryla fikir ayrılığından dolayı birçok ilmi tartışma yapmış ve bu tartışmalarda düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmamıştır.
         Mikail Bayram 15–17 yaşlarında, halk şiir türünde şiirler yazıp sazla terennüm etmeye başlamıştır. Kısa bir süre âşıklık da yapmış ve Erzurum-Tortumlu Âşık Ummani Can ile atışmaları olmuştur. Âşık Ummani’nin dışında Tercanlı Davud Sülari, Erzurumlu Reyhanî ile de sohbetlerde bulunmuştur. Bu yıllarda yazdığı şiirlerinin konusu daha çok köy hayatı ile ilgiliydi. Ancak zaman zaman çevresindeki insanları, sınıf arkadaşlarını, hocalarını hicv veya methettiği şiirler de kaleme almıştır. Medresedeki hocaları şiirle meşgul olduğunu bildikleri için kendisine Farsça öğretmeye başlamışlardır. Bu alanda belli bir mesafe aldıktan sonra da, kendisini aruz ile şiir usul ve esaslarını öğrenmeye yönlendirmişlerdir.
        Bir yandan hızlı bir şekilde Farsça öğrenen Mikail Bayram, bir yandan da Arapça ve Osmanlı Türkçesi öğrenmiştir. Bu dönemdeki hocası Özalp Müftüsü Abdülkadir Belgiç el-Küfrevi Hoca Efendi’dir. Bu zat genellikle “Kadri” bazen de “Yekguş”(Tek kulaklı) mahlasıyla şiirler yazmıştır. Abdülkadir Belgiç, öğrencisi Tahir Güzelderevi’ye dersler verirken Mikail Bey de orada bulunarak bu dersleri dinlemiştir. Abdülkadir Hoca vefat edince Mikail Bayram da Tahir Güzelderevi’ye talebe olmuştur. Güzelderevi ile olan hoca-talebe münasebeti Mikail Bey’in üniversiteden mezun olduğu 1966 yılına kadar devam etmiştir. İran edebiyatına ait birçok eseri ondan okuduğu gibi ayrıca hat dersleri de almıştır.
Küfrevî Tarikatı’na mensup olan bu iki hocanın Şeyh Nesimü’d-din Muhammed el- Küfrevî’nin oğulları Cesim Küfrevî ve Kasım Küfrevî (kufralı) ile ilgileri vardı. Özellikle Kasım Küfrevî İstanbul Üniversitesi’nde hoca olduğu dönemlerde ve milletvekili olduğu sıralarda bu hocalarla mektuplaşmıştır. Bu hocaların teşvikiyle Mikail Bayram, üniversite yıllarında Ankara’da Kasım Küfrevî ile görüşmüşse de bu durum selam götürüp getirmekten ileriye gitmemiştir.
            Liseye başladıktan sonra Divan Edebiyatı’yla ilgilenmeye başlamış ve özellikle de Fuzulî ilgisini çekmiştir. Emekli bir kâtip olan ve Fuzuli Divanı’nı ezbere bilen Yüksekovalı Kamil Efendi’den “Fuzuli Divanı’nı okumuştur. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’nca yayınlanan Şark Klasikleri serisini okuyarak Doğu Edebiyatına ilgisi artmıştır.
 
2.      Üniversite Yılları
            Medreselerde okutulan dini derslerin İslam dini ile ne kadar alakalı olduğu Mikail Bayram’ın zihnini gittikçe daha da meşgul etmeye başlamıştır. Bu merakla ilahiyat okumak istemiş, üniversite sınavında tek tercih olan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazanarak; buradaki hocalarından felsefeci Hilmi Ziya Ülken, sanat tarihçisi Suat Kemal Yetkin ve tefsir-hadisçi Tayip Ökiç’ten etkilenmiştir.
            Öte yandan Necip Fazıl’ın kurduğu “Büyük Doğu Fikir Kulübü”nün hayranlarından olan Mikail Bayram, bu kulübün Ankara Şubesi kurucularındandır. 1964–66 yılları arasında bu kulübün sekreterliğini yapmış ve Osman Serdengeçti’ye de ilgi duymuştur.
            Üniversite öğrenciliği yıllarında ve daha sonraki on sene içinde şiirle olan meşguliyeti, hoşuna giden Farsça şiirleri nazmen Türkçeye çevirmek şeklinde devam ederek Necati Lugal’a iki senelik talebeliği çok verimli geçmiştir. Pazar günleri Necati Lugal’ın evinde toplanıp ders alan 3–4 öğrenciden biri olan Mikail Bayram, Muhammed İkbal ve Mirza Bîdil gibi Hindistanlı ünlü şair ve yazarları öğrenerek etkilenmesi yanında hocasının yönlendirmesi ile el yazması eserlere yönelmiş ve o günden sonra kütüphanelerdeki el yazması eserlerin neredeyse tamamını incelemiştir.
            1968’li yıllarda Mevdudî ve Seyyid Kutıb’un eserleri çok ilgi çekmekteydi. Mikail Bayram gençlik hevesi ile bu ilgiye katkıda bulunmak için Mevdudî’nin “Menhecu İnkılabi’l-İslâmi ” adlı eseri Türkçeye çevirerek ilk çevirisini yapmış oldu.
            Üniversite yıllarında İran kültür ve edebiyatına olan ilgisi devam etmiştir. Bunu sonucu olarak “Zerdüşt ve Avestası” konulu lisans tezini hazırlamıştır. Pehlevice üzerinde çalışmalarını sürdürerek Avesta’yı orijinal dilinde inceleyen Mikail Bayram, bu çalışmasında Zerdüşt’ün bir peygamber, Avesta’nın da çok tahrife uğramış bir ilahi kitap olduğu sonucuna ulaşmıştır.
 
    c-) Memuriyeti
 
1.      Öğretmenlik Yılları
            1966 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Adana Kız Lisesi Din Bilgisi öğretmenliğine tayin olan Mikail Bayram, bir yıl sonra ise Adana İmam-Hatip Lisesi meslek dersi öğretmenliğine atandı. Bu görevde iken Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Konya Yüksek İslam Enstitüsü Fars Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevliliğine atandı.
 
2.      Üniversiteye İntisabı
            1969 yılında devlet tarafından bilgi ve görgüsünü artırmak amacıyla Bağdat Edebiyat Fakültesi’ne gönderildi. Bu vesileyle Arap Dili ve Edebiyatı alanında ihtisas yapma imkânı buldu. Bu sırada Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman gibi Arap ülkelerini gezdi.
           Araştırmayı ve yeni şeyler bulmayı çok seven bir ilim adamı olan Mikail Bey, çeşitli zamanlarda yaptığı seyahatler ile Medine, Şam, Tahran, Tebriz kütüphanelerinde bulunan el yazması eserleri inceleme imkânı bulmuştur. Ayrıca Türkiye’de el yazması eserleri kapsayan tüm kütüphanelere bizzat gitmiş ve bu eserleri incelemiştir. Bu vesileyle bugüne kadar 150 bin cilt el yazması eser elinden geçmiştir.
            Mikail Bey bu el yazmaları üzerinde çalışırken şu yönden diğer araştırmacılardan ayrılır: El yazması ön ve arka sayfalarında bulunan istinsah, sema ve kıraat kayıtları ile çeşitli notlar bulunmakta, işte Mikail Bey bunları inceleyerek başka hiçbir kaynakta bulunmayan son derce ilginç bilgilere ulaşmış ve bunları değerlendirmek suretiyle o insanların yaşadığı dönemdeki bilimsel çalışmaları tespit etmiştir. Mikail Bey’in bu araştırmaları nedeniyle İran bilim çevresi tarafından tanınıp eserleri İran’daki dostları tarafından Farsçaya çevrilerek yayınlanmıştır.
a-)  İlahiyat Fakültelerindeki Görevleri
            1970 Yılında evlenip vatani görevini (1971-73) yaptıktan sonra Mikail Bey, Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü Fars Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevliliğine getirildi. Bu sırada İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi kürsüsünde “ Şeyh Nasiruddin Mahmud-Hayatı-Çevresi ve Eserleri” adlı doktora tezini tamamlayıp; İran Edebiyatı’nın Anadolu’daki uzantısı alanında derinleşerek “Doktor” unvanını aldı (1975).
            1968 Yılından sonraki ilmi çalışmaları esnasından Abdülbaki Gölpınarlı’dan yararlanan Mikail Bey; Tevfik Çiper, Celal Emrem, Kemal Edip Kürkçüoğlu ve Mehmet Çavuşoğlu gibi şahıslarla ilmi münasebetlerde ve dostluklarda bulunmuştur.
            1975 yılı sonunda Bursa Yüksek İslam Enstitü’nün açılışında görev almıştır. Üç yıl burada Fars Dili ve Edebiyatı yanında İslam Tarihi derslerini de okutmuştur.
            1979 yılında tekrar Konya Yüksek İslam Enstitüsü Fars Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevliliğine atandı.
 
            b. Konya Selçuk Üniversitesine Gelişi
            Nisan 1980’de Konya-Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Görevliliğine getirilmiştir. Burada Osmanlı Paleografyası, İslam Tarihi, Selçuklu Tarihi gibi dersleri okutmuştur. Ayrıca üniversitenin eski rektörlerinden Prof. Dr. Neşet Çağatay’ın derslerini de yürütmüştür.
            1990 yılında doçent olup Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı’na atanmıştır. Bu dönem de doktora tezi ve doçentlik için yaptığı çalışmaları yayınlamıştır.
1994 yılında Tarih Bölümü Başkanı olmuştur. Bu tarihten sonra da Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür.
            1996 yılında kalp rahatsızlığı geçirerek by-pas ameliyatı olan Mikail Bey, Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda profesörlüğe yükseltilmiştir.
            2005 yılında bazı sağlık sorunları nedeniyle Tarih Bölümü Başkanlığı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerini bırakmıştır.
            2007 yılında yaş haddinden emekli olan Mikail Bayram; Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türk Lehçeleri’ne vakıf olup halen bilimsel çalışmalarını sürdürmektedir.
 
3. İdari Görevleri
·        Adana İmam-Hatip Lisesi Müdür Yardımcılığı (1967–68 Öğretim Yılı)
·        Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü Müdür Yardımcılığı (1973–75)
·        Bursa Yüksek İslam Enstitüsü Müdür Başyardımcılığı (1975–79)
·        Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı (1990–2007)
·        Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığı (1995- 2005)
·        Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Başkanlığı (1995–2005)
·        Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği (1999–2002)


[1] Mikail Bayram, Sarayî Divanı, Konya 2002