Müverrihûn Mikâil Bayram

Naz – Ü Niyaz

Naz – ü Niyaz

1984 yılından bu yana (iş ve emeklilik dahil) Konya’da yaşadığım ve kalem erbabı (yazı işleri ile uğraşan) biri olduğum için, SELÇUKLU ÜNİVERSİTESİ’nin bazı değerli öğretim üyeleriyle de (Prof.- Doç.) gibi tanışıklığımız oldu. Hepsi değerli kişilerdi.

            Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölüm Başkanı Sayın Prof. Dr. MİKAİL BAYRAM da bu değerli kişilerden biriydi. Sayın Bayram, aynı zamanda şairdi. Karşılıklı kitaplaşmıştık. Yakın zamanlarda emekli oldu ve Silifke taraflarından bir yazlık alıp, yerleşti.

            Şair Profesör, kitabında kendini şöyle tanımlıyor: “1940 yılında Van’ın Saray İlçesi’nde doğdum. Eski şairlerimizin (MAHLAS) kullanma geleneğine uyarak, ben de kendime doğduğum SARAY İlçesi’ne nisbet ederek SARÂYÎ mahlasını kullandım.”

            Şiirlerinin diline de şöyle bir açıklık getiriyor, Mikâil Bayram: “Başlangıçta şiirlerimi Azeri Türkçesi’yle yazıyordum. Fakat sonraları Anadolu Türkçesi’yle yazmaya başladım. Bu yüzden DİVANÇE’deki şiirlerin bir kısmı Azeri ağızlıdır, bir kısmı da Azeri ağzına çalmaktadır.”

            Bu açıklamanın ışığında Prof. Dr. Mikâil Bayram’ın Aruz ölçüsüyle yazdığı güzel bir bir şirini sunuyorum. Sizleri biraz gerilere götürüp, nostalji yaşatacağım… Sanırım şiirden değişik bir keyif alacaksınız…

                 Leblerin aldır dedim. Kiraz dedi.

                 Dağılıp zülfün dedim. Poyraz dedi.

                 Bil ki adımdır Niyâz ey sevgili

                 Hem adım, hem âdetimdir Nâz dedi.

                 Nâz edip men âşığa cevr eyleme.

                 Etmeseydin eşkini ibrâz dedi.

                 Sevgilim bir metlebim var dinle az.

                 Dinlemek olmaz neyin var yaz dedi.

                 Metlebim bir bûsedir yazdım dedim.

                 Bûseden söz etme heç olmaz dedi.

               Pes niçün olmaz dedim. Zirâ bize

               İftira eyler duyan bağnaz dedi.

               Her şeyim kıldım fedâ bir bûsene,

               Hem özüm kurban dedim. Çok az dedi.

               Her ne cevr etsen yanından getmerem.

               Get başımdan, red ol ey kanmaz dedi.

               Sebr u tâkat koymadın Ey Nâz dedim.

               Sebr etmezsen mezârın kaz dedi.

               Men de sırrın eylerem ifşâ dedim.

               Bî edep iş görme ey gammâz dedi.

               Bûseden mehrûm edirsen söyledim.

               Büse vakti kış değildir yaz dedi.

               Kış gedip, yaz oldu geldim sevgilim.

               Hoş gelipsen eyleyirdim nâz dedi.

               Bûselik meclis de hazırdır dedim.

               Var mıdır mecliste çeng u sâz dedi?

               Var dedim. Elbette de lâzım sen gibi

               Bir niyaz ehli ve hoş âvâz dedi.

               Bir de Hüzzam faslı olsun mu dedim?

               Sonra Uşşak, sonra bir Şehnâz dedi.

               Bûse va’dettin, ferâmuş eyleme.

               Görmedim senden yaman demsâz dedi.

               Hem yanaktan, hem dudaktan isterem.

               Vay Sârâyî, vay seni kurnaz dedi.