Müverrihûn Mikâil Bayram

Mikail Bayram İle Kültür Sohbeti

Mikail Bayram ile kültür sohbeti

Mikail Bayram ile kültür sohbeti
Ferhan İnanç

Selçuk üniversitesi tarih bölümü profesörü Mikail bayram ile bir röportaj yaptık. Sarayi divançesi eserinde aruz ölçüsü ile yazdığı rubailer ve gazellerden, neden sadece aruz ölçüsü ile şiir yazdığından, doğduğu saray köyünden ve üstat Necip Fazıl Kısakürek ile olan diyalogundan bahsettik. Mikail Bayram 'ın on beş eseri ve yüz seksen beş makalesi mevcut. Mikail Bayram çok tanınmanın ve çok okunmanın önemli olmadığını düşünüyor. Şiirlerinin çok dar bir çevre tarafından okunduğunu söyleyen Bayram; amacının ünlü olmak değil anlaşılmak olduğunu üstüne basarak ifade ediyor. Bundan bir buçuk sene evvel Selçuk üniversitesi tarih bölümünden emekli olan Bayram'ın kitap ve makale çalışmaları halen devam ediyor. İşte sorularımız ve aldığımız cevaplar :

İNANÇ : Yaşadığınız köyün kültüründen bahseder misiniz? "Sarayi " mahlasınızda köyünüzün ismi oralardan bahseder misiniz?

BAYRAM: Bizim köyün halkı İran 'dan göçmüş. Oraların kültürü hâkim tabii… Köy halkı içinde birçok kişi halk şiiri tarzında şiir söyler mani düzerdi. Özellikle genç kızlar kendi aralarında mani düzerlerdi. Benim anneannem çok güzel şiirler düzer yani kendi şiirleridir ve onları çok güzel seslendirirdi. Aynı zamanda kendisi zekâsında problem olan çok yaşlı bir kadıncağızdı. Hemen hemen herkes şairdi yani… Bulunduğum köy bu anlamda çok elverişli idi.

İNANÇ : Van 'ın Saray ilçesinde doğdunuz. O zamanlar köydü tabii… biraz eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?

BAYRAM: : İlkokulu bulunduğumuz Saray köyünde bitirdikten sonra ortaokul olmadığı için eğitim hayatıma 3 yıl zorunlu olarak ara verdim. Bu ayrılık döneminde halk edebiyatı ile ilgilendim. Halk edebiyatına ait şiirleri ezberliyor ve kendimde halk edebiyatı tarzında şiirler yazıyordum. Ortaokula başladığım dönemde bir saz ele geçirdim ve yazdığım şiirleri saz eşliğinde neşretmeye başlamıştım. O dönemde yazdığım şiirler köy hayatını anlatıyordu. Köyümüzde bir de medrese vardı. Bizim medresenin diğer medreselerden farkı Farsça okutması idi, diğer medreseler Arapça okuturken sadece bizim köyümüzdeki medrese Farsça okutuyordu. Medresede okuyan talebelerle diyalog kurdum , onlarda beni medrese tahsili yapmaya yönlendirdiler. Medresede bize ders veren hocamız İran da tahsil görmüş Tebriz de okumuş bir zattı.

İNANÇ : Sarayi Divançesi isimli bir eseriniz var gazellerinizi ve rubailerinizi bu kitabınızda toplamışsınız. Aruzla yazıyorsunuz şiirlerinizi . Divan şiirleri yazmanızda medresedeki bu hocanızın katkısı ne düzeyde kendisinden etkilendiniz muhakkak.

BAYRAM: Evet. Hocam benim Türkçe şiirler yazdığımı biliyordu, kendisi İran 'da tahsil gördüğü için bana eski divan şiirinin usul ve esaslarını öğretti, divan şiir tekniğini verdi. Böylece hem Farsça öğreniyordum hem de aruz okuyordum. Liseyi Van 'da okudum. Hacı Davut camii diye bir camii vardı. O camiinin bir köşesinde medrese talebeleri ders okuyordu. Bende o camii de o öğrencilerle birlikte medrese tahsili almaya lisede de devam ettim. Orada Kamil efendi diye bir zat vardı. Kamil efendi fuzuli divanını ezbere biliyordu. Ve fuzuli divanını o zattan öğrenmeye başladım. Artık divan şiiri yazmaya yönelmiştim.

İNANÇ : Üniversitede de şiir yazmaya devam ettiniz mi?

BAYRAM: Tabi devam ettim şiirle bağlantım hiçbir zaman kopmadı zaten. Ben ilahiyat fakültesi mezunuyum. Üniversite döneminde Necip Fazılın kurduğu Büyük Doğu Fikir Kulübüne girdim. Ankara Büyük Doğu Fikir Kulübünün de kurucularındanım. Necip Fazılı şahsen tanıma fırsatı buldum kendisinin iki sene boyunca sekreterliğini yaptım. Birçok defa sohbetlerine katıldım. Fakat ben Necip Fazıl tazında şiir yazmaya hiç özenmedim. Yani hece ölçüsü ile yazmadım. Divan şiirinin etkisinde kaldım her zaman…

İNANÇ : Üstatla özel diyalogunuzdan biraz bahseder misiniz?

BAYRAM: Necip Fazılın en çok beğendiğim yönü; fikir dünyasında çok samimi olması ve inancına sıkı sıkıya bağlı olması idi. Kesinlikle taviz vermezdi bu yönüyle bize de tavsiyelerde bulunurdu. Neye inanıyorsanız hangi düşüncenin adamı iseniz o düşünceyi savunabilmelisiniz ve bu düşünceyi de savunurken kanunları ihlal etmeden hareket etmelisiniz şeklinde beyanları olurdu.

İNANÇ : Rica etsem üstatla bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

BAYRAM: Tabii memnuniyetle… Keçiören 'de bir eve gittik evin kime ait olduğunu bilmiyorum. Necip Fazıl o gün orada sohbet verecekti. Arkadaşlarla beraber toplandık. Evin geniş bir salonu vardı hepimiz diz çöküp üstadı dinlemeye koyulduk. O günün sohbet konusu tarihteki Mustafalardı. Öncelikle alemdar Mustafa paşayı anlattı. Mustafa paşanın kötülüklerini melanetlerini anlattı. Ardından Mustafa Reşit paşadan bahsetti… En son olarak ta bir Mustafa 'yı daha anlatmaya başladı ancak kimliğini açıklamadı. O sırada da üstadın yanında bir adam oturuyordu. O adam üstat konuşmasına devam ederken sözünü kesip "bu da Mustafa Kemaldir değil mi?" diye sordu. Öyle deyince üstat o adama dönüp bağırarak kalın sesiyle "ne münasebet!" diye haykırdı. Konuşmasını kesmeden anlatmaya devam etti. Konuşması bittikten sonra bir arkadaşımız vardı Mehmet Akif İNAN onunla birlikte üstadı taksiye bindirdik oteline götürüyoruz. Üstat Mehmet Akif 'e döndü sordu. "Benim yanıma oturan, konuşma sırasında bu da Mustafa kemaldir değil mi? Diye soran kim di?" İNAN " Bilmiyorum üstat daha öncede hiç görmedim." diye cevapladı. Bu defa üstat bana dönüp bağırarak "Ya sen biliyor musun o adam kim di?" Bende aynı cevabı verince üstat şöyle bir konuşma yaptı. "Ben size çevrenizdeki insanları tanıyacaksınız onların kim olduğunu iyi bilip gözü kara olacaksınız demiyor muyum? O adam polisti yanında teybi de vardı. Ben ne yaptım o bana o soruyu sorunca teybine doğru bağırarak ne münasebet! dedim. O teybi şimdi gidip savcının önüne koysa hiçbir şey yapamaz. Çünkü ben onu yalanladım." Necip Fazıl çok keskin bir zekaya sahip hazır cevap biri idi.

İNANÇ : Çok teşekkür ederim. İdolüm önderimdir dediğiniz biri var mı? Necip fazılı şahsen tanımanıza rağmen onun gibi şiir yazmaya hiç özenmediğinizi söylediniz. Kimden etkilendiniz sizi aruz ölçüsü ile yazmaya sevk eden idolünüz kimdir?

BAYRAM: Tebrizli Şehriyar benim şiirdeki üstadımdır. Kendisini İran 'da ziyaret ederdim. Şehriyar dünyanın yetiştirdiği nadir şairlerdendir. Hem Farsça hem Türkçe şiirler yazardı. Necip Fazılın bir düsturu vardır. "şair halkın seviyesine inmez; bu seviyeyi düşürür. Halkı şairin seviyesine yükseltmek lazım." Necip Fazıl derdi ki " Ben yüksek tefekkürü olan insanlara şiir yazıyorum. Ben basit düşünceli insanlara şiir yazmıyorum." Necip Fazıl bunu derdi. Bende şimdi böyle diyorum. Ben yüksek tefekkürü olan insanlara şiir yazıyorum. Amacım çok tanınmak çok okunmak değil, benim şiirlerimi anlayanlar okusunlar. Herkes anlasın diye şiir yazamam. Divan şiiri yazmamdaki en büyük etken budur.

İNANÇ : Kaç dil biliyorsunuz?

BAYRAM: 5 dil biliyorum. Farsça , Pehlevice, İngilizce , Arapça ve Kürtçe .

İNANÇ : Günümüz şairlerinden kimleri okursunuz? Bana hitap ediyor dediğiniz bir isim var mı?

BAYRAM: Ben İran şairlerini takip ediyorum. İran edebiyatı takipçisiyim. İran 'daki bazı şairlerle ilişkim, muhabbetim var. Ben onlara şiirlerimi gönderirim onlarda bana gönderirler. Sizde madem bir edebiyat sitesi kurdunuz size tavsiyem eski şiirin tadına varın, eski şiirin denizinden de faydalanın. Ben bugünkü türk şiirini çok fakir buluyorum. Türkçe o kadar cılız bir dil haline geldi ki bu dille yüksek seviyede edebiyat yapılmaz. Takkeli dağ ovaya indirildi deseler inanırım da bugünkü Türkçe ile dünya çapında bir şiir yazıldı deseler inanamam. Türkçe ifade gücünü yitirdi. Bu dille bir Yahya kemal, bir Mehmet akif gibi şairler yetişemez. Bu dilin ifade gücü ona yetmez.

İNANÇ : Bizim adımıza çok güzel bir söyleşi oldu. Bunca yoğunluğunuz arasında bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Size çalışmalarınızda başarılar.

BAYRAM: Rica ederim. Ben de size de çalışmalarınızda başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
http://www.porttakal.com/haberler/roportaj/mikail-bayram-ile-kultur-sohbeti-2374.html