Müverrihûn Mikâil Bayram

AİLE HAYATI

PROF. DR. MİKÂİL BAYRAM’IN HAYATI I. AİLE HAYATI 1. Ailesi Mikâil Bayram, soy olarak Azerî Türk’üdür. Ataları İran’ın Hoy ilçesindendir. Ailesi Küresinliler olarak bilinen bir oymağa mensuptur. Tebriz dolaylarında yaşamış, bu oymak Sünni olmalarından dolayı Safeviler tarafından Hoy ve Dilman gibi Osmanlı sınırındaki bölgelere sürülmüşlerdir. Esasen bu oymağa Küresinli adını verenler de şiilerdir. Zira kelimenin aslı “Küresünni” olup Sünnileri tahkir amacıyla Şiiler tarafından kullanılmıştır. Osmanlı Devleti; İran ile anlaşmak sureti ile Sınır bölgelerde yaşayan Küresinlileri himaye etmiştir. Bölgeye din görevlisi tayin etme gibi hizmetlerde bulunmuştur. 1. Dünya Savaşı yıllarında batılı devletler, özellikle İngiliz ve Ruslar, İran’ın Urumiye, Hakkari, Siirt bölgesinde bir Kürt devleti kurmak istemiştir. İsmail Ağa adlı Kürt lideri de bu amaçla görevlendirmiştir. İngiliz askerler İsmail Ağa emrinde halka eğitim vermişlerdir. İsmail Ağa, Küresinlileri uzaklaştırmak için bu oymağa baskı uygulamıştır. Simiko denen bu Kürt lider İsmail Ağa’nın zulmünden dolayı Küresünliler’den 200–300 kadar aile İran’dan Türkiye’ye iltica etmiş ve Van’ın muhtelif köylerine yerleştirilmişlerdir. 50–60 aile de aslında bir Ermeni yerleşimi olan Saray’a göç etmiştir. Mikâil Bayram’ın 1921’de annesinin ailesi, 1928’de de babasının ailesi İran sınırındaki tarihî yerleşim yeri olan Van Saray’a göç etmiştir. Urartulardan kalma pek çok eserin bulunduğu Saray’da, Ermenilerden boşalan topraklara, her aileye dört tarla verilmek sureti ile iskân edilmişlerdir. Bu aileler bölgeyi Türkleştirme ve istihbarat faaliyetlerinde bulunarak devlete hizmet etmişlerdir. Van’daki Acem Mahallesi bu Küresinli oymağından olup, bugün hala seksen kadar köyde yaşamaktadırlar. Mikâil Bayram’ın, annesi Zübeyde Hanım, babası İsmail Bey’dir. Babası İsmail Bey dört kardeştir. İsmail Bey’in en büyük kardeşi Abdullah, Saray’da milis komutanı olarak görev yapıp geçimini bununla sağlamıştır. Mikâil Bayram’ın bu amcası Dünyamalı denen sınır kaçakçısının adamları tarafından öldürülmüştür. Abdullah, Gülnişan adlı bir kıza âşık olmuş ve bu nedenle şiirler yazmıştır. Abdullah’ın dedesi Mehmet Şerif de âşıklardan olup 1914 yılında vefat etmiştir. İkinci kardeşin adı Şükrü’dür. Saray’da çiftçilik yapmış1982 yılında vefat etmiştir. Üçüncü kardeşin adı Ethem olup İran’da kimliği bilinmeyen kişi ya da kişiler tarafından öldürülmüştür. Bu olay üzerine aile Anadolu’ya gelmiştir. Dördüncü kardeş ise hocamızın babası İsmail Bey’dir. Bir ara çiftçilik yapmış daha sonra maliye tahsildarı olarak çalışmış ve bu görevden 1971 yılında emekli olmuştur. 1995 yılında 86 yaşında iken vefat etmiştir. Babası İsmail Bey’in üç amcası vardır. Bunlardan bir amcasının Hurşit olup Ermenilerle yapılan savaşlar sırasında elinden sakatlanmıştır. Babasının bir başka amcası olan Cemşid 1937 yılında Saray’a gelmiş ve 1972 yılına kadar yaşadıktan sonra bu tarihte vefat etmiştir. Cemşid de Ermenilerle yapılan savaşlar sırasında dizinden sakatlanmıştır. Babasının bir diğer amcasının adı ise Reşit’tir. Mikâil Bayram’ın dedesi olan İbrahim, kardeşlerinin de en büyüğüdür.1 İran’da hala akrabaları bulunmaktadır. Mikâil Bayram akrabalarını ziyaret etmek için İran’a gitmiştir. Mikâil Bayram’ın ailesinin Türkiye’ye gelmesinin özel nedeni: Almalı ve Hendivan köylüleri ile aralarında çıkan husumettir.2 2. Doğumu ve Çocukluğu Mikâil Bayram, 14 Mart 1940 yılında Van’ın Saray ilçesinde doğmuştur. Babası İsmail Bey, maliye tahsildarıdır. Annesi Zübeyde Hanım ise ev hanımıdır. Zübeyde Hanım, sınır kaçakçıları tarafından öldürülen kayın biraderinin çocuklarına da annelik yapmıştır. Mikâil Bayram henüz 13 yaşındayken, İlkokulu bitirdikten bir sene sonra annesi vefat etmiştir. Babası İsmail Bey, ilk hanımı Zübeyde’nin ölümü üzerine ikinci evliliğini Bahriye Hanım ile yapmıştır. Mikâil Bayram babasının ilk hanımından doğan beş çocuğundan en büyüğüdür. Babasının ikinci evliliğinden de 7 kardeşi dünyaya gelmiştir.13 kardeşten 9’u erkek 4’ü kadındır. 1 Dudu Çetin, “Prof. Dr. Mikâil Bayram Hayatı-Eserleri-Fikirleri”, Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Konya 2003, s. 1-2. 2 Mikâil Bayram ile yapmış olduğumuz mülakat. 5 Mikâil Bayram’ın kardeşleri şunlardır: Zahir: En büyük kardeşi Mikâil: Tarih Profesörü Nafiye: Ev hanımı Yasin: Çiftçi Ekrem: Almanya’da işçi Enver: Ezine’de (Çanakkale) PTT Müdürü Safiye: Ev hanımı Saime: Ev hanımı Mansur: Saray’da Millî Eğitim Müdürü Recep: Çanakkale’de ayakkabıcı Rahmi: Almanya’da işçi Remziye: Ev hanımı Zeynep: Ev hanımı.3 Mikâil Bayram, ilkokuldan mezun olduktan üç yıl sonra ortaokula kaydolmuştur. Bu üç sene içerisinde hep köy işlerinde çalışmıştır. Okumaya istidadı olan Mikâil Bayram köy işlerinden fırsat buldukça Kerem ile Aslı, Köroğlu, Emrah ile Selvihan, hikâyeleri okumuştur. İran’dan ailesinin dostu olan ve Van’ın merkeze bağlı Karagündüz Köyü’ne yerleşen Âşık Mahmud’un oğlu Âşık Davud Telli’den birçok hikâye dinlemiştir.4 Mikâil Bayram’ın çocukluk yıllarında, Saray’da bir gelenek olarak uzun kış geceleri belli evlerde toplanıp, eski yazı bilen biri Kara Davut, Envarü’l-Âşıkîn, Ahmediye, Muhammediye gibi kitaplar okur; diğerleri de huşû içinde onu dinlerlermiş.5 Hatta bazen Farsça bilen biri Bostan, Gülistan, Şeh-nâme gibi eserleri okuyup orada bulunanlara tercüme edermiş. Mikâil Bayram, çocukluğunda kapı diplerinde yer bulup bu okunanları dinlemeyi severmiş, hala dinledikleri hikayeleri hatırlamaktadır. Bu dönemde derlediği 3Çetin, agt, s. 3. 4Mikâil Bayram,Sarâyî Divânı, S.Ü., Basımevi, Konya 2002, s., 3. 5Bayram, age., s. 4. 6 halk hikâyelerinden bazılarını lüzum hâsıl olunca derlemiştir. Bantlara da kaydetmiştir. Bu derlemelerinden biri Emrah ile Selvihan’dır.6 Mikâil Bayram çocukluğuna dair şu hadiseyi unutmamaktadır: 1943 yılı Haziran ayında, Milli Şef döneminde General Mustafa Muğlalı’nın Saray’ın yanı başındaki Sırımlı Köyü’nden 33 kişiyi sınıra götürüp kurşuna dizdirmesi Mikâil Bayram’ı derinden etkilemiştir. Burada öldürülenlerin çocukları kendi arkadaşları olduğundan dolayı bir gün sıranın babasına geleceği endişesini hep taşımıştır.7 Babasına sıra gelmemiştir ama kendisi, on iki yaşında hiçbir günahı olmadığı halde müthiş bir işkenceye maruz kalmıştır. Bu, Saray’daki bölük komutanının işkencesidir. İşkence yapılmasına gerekçe olarak Saray’daki bir askerî birliğe ait köpek yavrusunun kaçırılmasıdır. Bölük komutanı olan kişi, Mikâil Bayram’ı beş-altı köpeğin önüne atarak köpeklere boğdurmaya çalışmıştır. Ocak ayının ilk günlerinde cereyan eden bu olayda bir müddet tuvalete hapsedilmiş ve o sürede birkaç asker üzerine işemiştir. Mikâil Bayram köpek yavrusunu kaçıranın kendisi olmadığını anlatana kadar bu işkence hadisesi ile karşı karşıya kalmıştır. Köylüler yavru köpeği kaçıranları ikna edip bu köpeği birliğe iade etmelerini sağlayınca serbest bırakılmıştır. Ailesi de bu hadiseden ziyadesiyle üzüntü duymuştur Babası bu hadisenin muhatabını dava etmiş ancak baskı neticesi davayı çekmek durumunda kalmıştır. Mikâil Bayram hayatı boyunca unutamayacağı bu hadisenin izlerini vücudunda hala taşıdığını söylemiştir. 8 3. Yetiştiği Sosyal Çevre Mikâil Bayram’ın babası, öldürülen amcasının iki eşi ve çocuklarını himaye etmiştir. Bundan sonra aile iki yenge ve çocukları hatta bu çocuklardan evlenenlerle bir arada yaşamaya başlamıştır. On iki kardeşinin dışında bir de ölen amcasının çocuklarıyla yaşamak zorunda kalınca aile bireylerinin sayısı bir hayli artmıştır. Annesinin ölümüyle evdeki disiplinli ortam bozulmuştur. Babasından aldığı desteğe rağmen her yönden sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Teknik imkânlardan yoksun olduklarından ziraatçılık yapamamaları maddi yönden sıkıntı çekmelerine neden olmuştur. 9 İlkokulda birleştirilmiş sınıflarda eğitim gören Mikâil Bayram, okulda sık sık bit taraması yapıldığından, bu salgın ile mücadelede, yaşadığı muhitin imkansızlıklar 6Bayram, age.,s. 4. 7Bayram, age., s. 4. 8M Bayram ile yapmış olduğumuz mülakat. 9M Bayram ile yapmış olduğumuz mülakat. 7 içerisinde olduğundan bahsetmektedir. Ayaklarında çarıkla okula başladıklarını daha sonra lastik ayakkabı aldıklarını yani güç şartlarda okuduğunu belirten Mikâil Bayram aynı zamanda, Doğu Anadolu’nun sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan da nereden nerelere geldiğinin de görülmesi açısından kendisinin yaşamış olduklarının bir emsal teşkil ettiğini belirtmiştir.10 4. Evliliği ve Çocukları Mikâil Bayram Lise tahsilinden sonra üniversiteye devam etme niyetindedir. Bu sebeple Van’dan ayrılacaktır. Ailesi Mikâil Bayram’ı evlendirmek istiyordur. Ancak ailesinin bu çabaları nihayetsiz kalmıştır. Evliliğe karar vermesi çok zor olmuştur. Bu yönde arkadaşlarının da telkinleri ilk zamanlar boş kalmıştır. Bağdat’tan döndükten sonra 1971 yılında Nevşehirli bir ailenin kızı olan Ayşe Hanım ile evlenmiştir. Bu evliliğinden ikisi kız biri erkek olmak üzere üç çocuğu doğmuştur. Kızlarından Esma Hülya Hanım Sınıf Öğretmeni olup iki çocuğu vardır. Diğer kızı Fatma Zehra Hanım Edebiyat Öğretmenidir ve iki çocuğu vardır. Oğlu Ömer Faruk Bey ise İnşaat Mühendisidir ve evlidir.11 5. Askerliği Mikâil Bayram, evlendikten bir yıl sonra askere gitmiştir.1971–1973 yılları arasında Yedek Subay olarak on beş ay askerlik yapmıştır. Acemi birliğini İstanbul’da, usta birliğini de Konya’da İaşe İkmal Bölüğünde yapmış, bölüğün Maraş’a intikal etmesi üzerine son üç ayını Maraş’ta geçirmek sureti ile askerliğini tamamlamıştır. Askerliği esnasında enfarktüs geçirmiş fakat askerliğini tamamlamasında herhangi bir sakınca olmaması nedeniyle vatanî görevine devam etmiştir.12